Uçakta film izlemek, evdekinden çok farklı bir deneyim sunar. Koşturmazsınız, telefonunuzla oyalanmazsınız ve filmi her beş dakikada bir duraklatmazsınız. Birkaç saatlik uçuş süresi, koltuğunuz, kulaklığınız ve ekranınız vardır; iyi bir filmi sakince izlemek için bu kadarı yeterlidir. Günümüzde uçaklarda filmler, uçak içi eğlence sistemi aracılığıyla sunulduğu için önceden bir şey indirmenize gerek kalmaz. Bu yüzden yolda, karada bir türlü fırsat bulamadığınız filmleri izlemek sıkça tercih edilir. Aşağıda böyle on film derlenmiştir.
1951 yapımı “Lassie’nin Boyalı Tepeleri” çok sıcak ve sakin bir filmdir. Olaylarla dolu değildir ve tam da bu onun artısıdır. Uçuşta nadiren keskin veya çok gürültülü bir şeyler istersiniz, burada ise her şey sakin ve iyi niyetlidir. Sadakat ve yolculuk hikayesi, sadece uçup her şeyin nasıl geliştiğini izlediğiniz uçuş hissiyle iyi örtüşür.
1950 yapımı “İntikam Vadisi” yarı uykulu halde bile kolayca izlenebilen klasik bir western’dir. Anlaşılır bir çatışması, akılda kalıcı karakterleri ve yeterli gerilimi vardır. Böyle bir filmi yolda onboard entertainment system (uçak içi eğlence sistemi) üzerinden açmak rahattır, ilgiyi canlı tutar ancak sürekli konsantrasyon gerektirmez.
1937 yapımı “Büyük Petro” uzun bir uçuş için iyi bir seçenektir. Bu film nadiren spontane olarak açılır, genellikle büyüklüğü ve süresi nedeniyle sonraya ertelenir. Uçakta tam da bunun için uygun zaman bulunur. Hikaye yavaşça gelişir ve bu sayede yolda izlemesi özellikle rahattır.
1948 yapımı “Genç Muhafızlar”ın birinci ve ikinci bölümleri, yolda ciddi ve düşündürücü filmleri tercih edenlere hitap edecektir. Dikkat gerektirirler, ancak uçakta sakin bir şekilde odaklanma fırsatı vardır. Etrafta sessizlik ve minimum dikkat dağıtıcı faktörler olduğunda, özellikle uçak içi multimedya üzerinden izlendiğinde, bu tür filmler daha derinlemesine algılanır.
1938 yapımı “Turna Balığının İsteği Üzerine” basit ve tanıdık bir şeyler isteniyorsa iyi bir seçimdir. Bu, fazla düşünmeden izlemesi keyifli bir masaldır. Özellikle kabinde ışıkların loş olduğu ve biraz uyku bastırdığı akşam saatlerinde açmak çok iyi gider.
1944 yapımı “Ölümsüz Kaşçey” masalsı ve hafif karanlık bir atmosfere sahip, etkileyici bir filmdir. Gece uçuşları için mükemmeldir. Aceleci değildir ve bu sayede filmin ritmi uçuşa iyi uyum sağlar.
1941 yapımı “Malta Şahini” aksiyondan ziyade diyaloglar ve karakterler üzerine kurulu klasik bir dedektif filmidir. Uçakta izlemesi rahattır. Konu yavaş yavaş gelişir ve ilgi sonuna kadar kaybolmaz. Böyle bir video içeriği, sadece hikayeyi gerilmeden takip etmek istediğinizde uçakta iyi gider.
1948 yapımı “Hamlet” uçuş süresini verimli geçirmek isteyenler için bir filmdir. Evde dikkat dağıtıcı küçük şeyler yüzünden izlemesi genellikle zordur, ancak uçakta çok daha iyi algılanır. Bu, sakin ve düşündürücü bir izleme için bir sinemadır.
1938 yapımı “Robin Hood’un Maceraları” daha hafif ve dinamik bir seçenektir. Filmde bolca hareket, mizah ve macera vardır. Ruh halini iyi yükseltir ve sadece oturmaktan biraz yorulduğunuzda ve uçak içi medya kütüphanesinden canlı bir şeyler istediğinizde uçuşun ortası için mükemmeldir.
1938 yapımı “Volga-Volga” uçuşa hafiflik katmak için ideal bir filmdir. Müzik, mizah ve çok tanıdık atmosferi, onu yolculuk için harika bir seçim yapar. Özellikle gündüz uçuyorsanız, gerilmeden, sadece dinlenerek ve gülümseyerek izlemesi keyifli bir filmdir.
Tüm bu filmlerin ortak noktası, yolculuk için çok uygun olmalarıdır. Aşırı yüklemezler ama boş da hissettirmezler. Uçak içi eğlence sistemi üzerinden filmi açarsınız, kulaklıklarınızı takarsınız, rahat bir pozisyona geçersiniz ve bir noktada uçağın inişe geçtiğini ve zamanın nasıl geçtiğini fark etmezsiniz.